Anasayfa / Genel / Misya’dan, Karesi’den Günümüze Balıkesir

Misya’dan, Karesi’den Günümüze Balıkesir

20840618_1630884020279602_7841720831697232535_n-310x205Balıkesir ili, Türkiye Cumhuriyeti’nin Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara bölümünde, topraklarının bir kısmı ise Ege bölgesinde yer alan, hem Marmara hem de Ege denizine kıyısı bulunan bir ildir. Türkiye genelinde ise iki deniz ile komşu olan sadece 6 il vardır. İl, kuzeybatı Anadolu’da bulunmaktadır. Doğusunda Bursa ve Kütahya illeri, güneyinde Manisa ve İzmir illeri ve batısında Çanakkale ili vardır. Ayvalık ilçesinden de Yunanistan’ın Midilli Adası’na komşudur. Merkez ilçesi dahil 19 ilçeden oluşmaktadır. Yüzölçümü bakımından en büyük 12. il, 2016 yılına göre 1.196.176 kişiyle Türkiye’nin en kalabalık 17. ilidir.

Tarihte genellikle Misya ve Karesi adlarıyla bilinen Balıkesir yöresi, zamanla Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karesi Beyliği ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup bamya, börülce, kavun, zeytin, zeytinyağı, kelle peyniri gibi zirai ürünleri ile ayrıca daha çok yerli turizmde öne çıkan sahil kasabalarıyla meşhurdur. Yağcıbedir halısı, kolonyası, kaymaklısı, kozak üzümü, Ayvalık tostu, saçaklı mantısı ve höşmerimi diğer bilinen yöresel ürünleridir.

Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ilk jet üssü olan 9. Ana Jet Üs Komutanlığı ile 6. Jet Üs Komutanlığı Balıkesir ilinde bulunmaktadır.

Kökenbilim 
Balıkesir ili, adını merkezindeki Balıkesir şehrinden almaktadır. İlin eski adı Karesi olup, 24 Ekim 1926 tarih ve 4248 sayılı kararname ile Balıkesir olmuştur. Balıkesir kelimesinin kökenine dair çeşitli rivayetler mevcuttur. Roma imparatoru Hadrianus, Balıkesir şehri çevresinde sahip olduğu bir bölgede avcılık yaptığı için Adriyanutere lakabını almıştır. Ardından yine burada bir şato yaptırmıştır. Bu şatonun adı Paleo Kastro olarak bilinmektedir. Balıkesir adının bu kelimeden geldiği düşünülmektedir. Paleo Kastro ‘nun anlamı ise ‘’eski hisar’’ dır. Bazı kaynaklar Balıkesir kelimesinin balak hisar veya balık hisar kelimelerinden geldiğini söylemektedir. Eski Türkçede balık kelimesi şehir anlamına geldiği için balık hisar kelimesinin anlamı hisar şehri ‘dir. Fakat Balıkesir il merkezinde hisar veya harabe yoktur. Ayrıca Balıkesir şehrinde Hisariçi Mahallesi bulunmaktadır. Bir rivayete göre bölgeye akın yapan Pers hükümdarı Balı-Kisra’dan gelmektedir. Bazı kaynaklara göre ise balı çok, güzel anlamına gelen bal-ı kesr kelimesinden türediği belirtilmektedir. Yeni ortaya atılan bir teze göre ise, bağıkesir ‘den geldiğine yöneliktir. Zira 17. Yüzyıla değin şehir merkezinde en önemli tarım faaliyetinin bağcılık olduğu Balıkesir kadı sicilleri ve tereke kayıtlarından doğrulanmaktadır.

Tarihçe 
Balıkesir ili genelindeki pek çok höyük, mağara ve düz yerleşim yerlerinde yapılan araştırmalarda bu topraklara M.Ö. 8000-3000 yılları arası yerleşildiği ortaya çıkmıştır. Havran ilçesine 8 km. mesafedeki İnboğazı mağaralarında paleolitik, neolitik ve kalkolitik devirlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur. Babaköy (Başpınar) kazılarında, yortan mezarlığında, Ayvalık Dikili yolu üzerindeki Kaymak Tepe’de bakır çağı’na ait kalıntılar ve yerleşim yerleri bulunmuştur. Bu bölgede ilk defa adı geçen şehir Agiros (Achiraus)’dur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra bölgede Karesi Beyliği kurulmuş, ardından bölge Osmanlı Devleti’nin eline geçmiştir.

Antik çağlar
Balıkesir ilinin bulunduğu bölgenin adı eski çağlarda Misya’dır. Bu kelimenin lidya dilindeki anlamı kayın ağacı ‘dır. Bölgenin sınırları zamanla çeşitli değişikliklere uğramış olup, kuzeyde Marmara denizi, batıda Çanakkale boğazı ve ege denizi, doğuda Atranos çayı ve güneyde de Lidya ile çevrilmiştir. Keşiş Dağından itibaren Marmara Denizi sahilini takiben Çanakkale Boğazı’na kadar olan kısıma küçük Misya, geri kalan kısma ise Büyük Misya denilmiştir. Büyük Misya; Pergam (Bergama), Adramitiyum (Edremit), Arjiza (Balya-Pazarköy), Assos (Behramkale), Teruvad (Truvada), Gargar, Antandos (Avcılar civarı), Belodos (Dursunbey) ve Adriyanatere (Balıkesir) şehirlerinden oluşmaktadır. Küçük Misya ise Sizik (Belkız), Lâmpesak (Lapseki), Perkot (Bergoz), Abidus, Milotopolis (Mihaliç), Apoloni, Periyapos (Kara Biga), Pemaninos (Eski Manyas), Artemea (Gönen), Zeleya (Sarıköy), Artas (Erdek) ve Panormos (Bandırma) şehirlerinden oluşmaktadır.

M.Ö. 3000-1200 yılları arasında bu bölgede farklı diller konuşan Pelasg ve Leleg kolonileri kurulmuştur. Bu bölgede yaşayan Misyalıların soyu da Pelasglardan gelmektedir. Misyalılar bu bölgeye geldiklerinde Bitinyalıları yendikten sonra Misya’ya hakim olmuşlardır. Serbest yaşamayı sevdikleri için şehir kurmamışlardır.

M.Ö. 1120’lerde Hitit Kralı IV. Tuthalya devrinde, Misya Hitit egemenliğine girmiştir. Hititler bölge için Assuva adını kullanmıştır. M.Ö. 1200 yıllarında Akalar ile Troya arasında çıkan ve dokuz yıl süren Truva savaşında, başlarında Khromis ve Bilici Ennomos bulunan Misyalılar Troya’yı destekleyerek Troya’nın egemenliğine girmişlerdir.

Troya’nın dağılmasından sonra Misya, Lidya egemenliğine girmiştir. M.Ö. 546 yılında, Büyük Kiros ve halefleri zamanında Misya, Ahameniş İmparatorluğu’na dahil olmuştur. Büyük İskender M.Ö. 334 yılında Biga çayı civarında Ahameniş İmparatorluğu ile yaptığı Granikos savaşını kazanarak Misya’yı ele geçirmiştir. Bu tarihten sonra Misya halkı paralı asker olarak ün kazanmıştır. O dönemde mısır ordusunda bile Misya süvari birliği vardır. İskender’in ölümünden sonra kumandanları birbirleri ile savaşmıştır. Savaş sonunda Misya’yı Lisimakus  ele geçirmiştir. O da Korupedyon savaşında I.Selevkos nikator tarafından öldürülmüştür. Misya, Nikator’un eline geçse de Lisimakus’un emrinde çalışmış Paflagonyalı Fletairos, Bergama’yı ele geçirmiş, Misya’ın bir kısmına da egemen olmuştur. Fletairos’dan sonra yeğeni I. Eumenes geçmiştir. M.Ö. 278 yıllarında Galyalılar Misya’ya gelmiştir. I. Eumenes’den sonra Bergama Krallığı’nın başına geçen ı. Attalos, Misya’nın geri kalan kısmını da ele geçirmiştir. Bergama krallığı egemenliğinde Misya ekonomik yönden rahat bir dönem yaşamıştır. M.Ö. 133 yılında Misya, Bergama kralı III. Attalos’un vasiyeti ile Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçmiştir.

Roma ve Bizans dönemi
Misya Roma egemenliğine girdikten sonra M.Ö. 133 yılında Konsül Manius Aquillius tarafından Roma’ya bağlı Asya Eyaleti kurulmuş ve Misya’nın bir kısmı bu eyalete bağlanmıştır. Romalılar Misya’yı, uzun süre vergi ve kölelikle sömürmüş, baskı altında tutmuşlardır. Bunlara karşı halkın da desteklediği Pontus Kralı VI. Mithridates’in başlattığı hareket başarılı olduysa da çok uzun sürmemiş ve M.Ö. 85 yılında bölge tekrar tamamen Roma idaresine girmiştir.

Kavimler göçü’nün etkisi nedeniyle M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu doğu ve batı diye ikiye ayrılmış ve Misya yeni kurulan Doğu Roma İmparatorluğu’un yani Bizans’ın egemenliğine girmiştir. Misya topraklarının büyük bir kısmı Bizans egemenliği döneminde Opsikion Theması’nda yer almıştır. M.S. 675 yılında İstanbul kuşatması sırasında Araplar, Misya’ya saldırmışlardır. M.S. 716-718 yıllarındaki 2. İstanbul kuşatmasında Suriye sahillerinden hareket eden araplar, Bergama ve Edremit yörelerini yağmalamışlardır.

Selçuklular dönemi 
1015 yılından itibaren Selçuklu Türkleri, Bizans İmparatorluğu egemenliğindeki Anadolu’da görülmeye başlamıştır. 1048 tarihli Pasinler muharebesi ile Türklerin Anadolu’ya yaptığı akınlar hız kazanmıştır. 1071 tarihli Malazgirt Meydan Muharebesi’den sonra da Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamışlardır. Kutalmışoğlu Süleyman Şah, İzmit çevresi ve Marmara sahillerinde Malazgirt Meydan Muharebesi’nden dört yıl sonra 1075 yılında İznik merkezli Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurmuştur. 1076 yılında da Misya’nın şehirlerinden Sizik ve Edincik’i ülkesine ilhak etmiştir. 1081 yılında Türkler nehir yolu ile Apollonia (Gölyazı)’ya gelen bir Bizans birliğini yok etmişlerdir. Fakat başka bir Bizans birliği Sizik ve Poimanenon (Manyas)’ı Türklerden geri almıştır. 1085 yılında Süleyman Şah doğudayken, ona bağlı emirlerinden biri olan İlhan bey, kısa bir süre önce ellerinden çıkmış olan Sizik, Apollonia, Poimanenon ve Edincik’i geri almıştır.

1086 yılında Süleyman Şah’ın Halep’i kuşatması üzerine kardeşi melik şah tarafından görevlendirilen Tutuş, Ayn seylam (Ayn Selm veya Aynı Salem) mevkiinde Süleyman Şah’ı yenmiş, bunun üzerine Süleyman Şah, 5 haziran 1086 tarihinde intihar etmiştir. Ardından Vezir Ebu’l-Kasım devletin başına geçmiştir. Sizik’i üst edinerek Marmara sahillerinin hakimi olmuştur. 1090 yılında I. Aleksios Komnenos’un  Eufuryanis Alexaders’ı göndermesiyle bölgede savaşlar olmuştur. Ebu’l-Kasım, Gemlik’i alarak burada gemiler yaptırmaya başlasa da burası Bizans’ın eline geçmiştir.

Ebu’l-Kasım’dan sonra Anadolu Selçuklu Sultanı olan I. Kılıç Arslan, Marmara kıyılarını ve Edremit Körfezi’ne kadar olan kısmı ülkesine ilhak etmiştir. Kılıç Arslan’ın kayınpederi İzmir Beyi Çaka Bey ise Edremit’den Abydos’a kadar olan kıyılar ile Sakız ve Midilli Adası’nı ele geçirmiştir. Fakat verilen bir ziyafette Kılıç Arslan tarafından öldürülmüştür. Kılıç Arslan, bölgeyi 1099 yılında gelen haçlılara karşı savunmuştur. 1107 yılında Kılıç Arslan ölünce Türkler Batı Anadolu’dan çekilmek zorunda kalmıştır. Misya’yı yeniden ele geçiren Bizanslılar, Marmara sahillerinde bulunan bütün Türkmenlere savaş açmışlardır. 1115 yılına kadar bölgede Türk-Bizans çekişmesi yaşanmıştır. 1175 yılında Eskişehir ovasında toplanan 100.000 çadır Türkmen’in bir kısmı bu bölgeye gelmiştir. 1206 yılında Türkmenler Misya kentlerine akın etmeye başlamış ve Bizans ahalisi bölgeyi terk ederek Türkmenler bölgeye yerleşmiştir. 1237 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Misya’daki uç beylerini teftiş etmiştir. 1280’li yıllarda, daha sonra Karesi Beyliği’ni kuracak olan ve soyu Danişmend Gazi’den gelen Karesi Bey, babası Kalem Şah ve büyük bir türkmen grubu Misya’ya gelmiştir. Bunların yanında Germiyanoğlu Yakup Bey de vardır.

Karesi Beyliği Dönemi 
Kara İsa adıyla da bilinen Karesi Bey, muhtemelen 1296–1297 yıllarında Erdek, Biga, Edremit, Bergama, Çanakkale hariç büyük Misya sahasını Germiyan kuvvetlerinin desteğiyle ele geçirmiştir. 1306 yılında (bu tarih kesin değil) bir grup türkmen, Ece Halil önderliğinde Trakya üzerinden Karesi topraklarına gelmiştir. Karesi Bey’den sonra yerine oğlu olan Aclan Bey’in geçtiği söylense de Aclan Bey’in kimliği henüz netlik kazanmamıştır. Aclan Bey’in oğlu olduğu düşünülen Demirhan Bey hükümdar olduğu dönemde kardeşi Yahşi Bey de Bergama taraflarını yönetmektedir. Diğer kardeşi Dursun Bey ise Osmanlı Hükümdarı Orhan Gazi’ye sığınmıştır. Dursun bey, Orhan Gazi’ye Karesi Beyliği’ne saldırırsa Balıkesir, Edincik ve Bergama’yı vereceğini ve kendisinin sadece Kızılca Tuzla ile Makhram’ı alacağını söylemiştir. Makhram denilen yer ise Makhramion yani Behram Kale batı yakınında, Strabon’un andığı Tragasai Tuzlası’dır. Bu teklifin üzerine Orhan Gazi, Dursun Bey ile birlikte Balıkesir’e doğru gelmiştir. Orhan’ın hareketini duyan Demirhan Bey, Balıkesir’den Bergama’ya kaçmıştır. Burada Dursun Bey kaleden atılan bir ok yüzünden ölmüştür. Karesi’nin Osmanlı’ya ilhakı 1361 yılında Çanakkale’nin alınmasıyla tamamlanmıştır. Karesi Ümerâsı, Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra Orhan Bey’in oğlu Süleyman Gazi’ye Rumeli’ye geçişinin gerek hazırlık döneminde gerekse icraat sırasında yardım etmişler ve destek olmuşlardır.

Osmanlı devleti dönemi 
Karesi Beyliği’nin tarih sahnesinden çekilişi ve yerini henüz devlet olma aşamasında bulunan Osmanlı Beyliği’ne bırakılışı, ileride güçlü bir devlet hâline gelecek olan Osmanlılar için askeri ve siyasi genişleme açısından önemli bir adım olmuştur.
Karesi, Osmanlı’ya ilhak olduktan sonra müstakil bir sancak yapılıp yönetimi Süleyman Gazi’ye verilmiştir. Yıldırım Bayezid, Saruhanoğulları Beyliği’ni 1390’da ele geçirdikten sonra Saruhan ve Karesi’yi birleştirerek oğlu Ertuğrul’a vermiş, daha sonra buranın yönetimine Bayezid’in oğullarından bir diğeri olan İsa bey getirilmiştir. Bir süre sonra Saruhan ve Karesi tekrar ayrılmıştır. 1393 yılında Karesi Sancağı, aynı yıl kurulan Anadolu Eyaleti’ne bağlanmıştır. 1402 tarihli Ankara Muharebesi’nde Karesi Kuvvetleri, Osmanlı büyük ordusunun sağ kolunda bulunmuştur. Yenilginin ardından Balıkesir ilinin bulunduğu bölge Timur ordusunun saldırılarına maruz kalmıştır. Timur’un kendilerine bağımsızlık verdiği öteki beylikler gibi karesi beyliği, yeniden bir canlanma dönemi yaşamamıştır.

Anadolu’nun genelinde yaşanan kıtlık, 1494 ile 1503 yılları arası Balıkesir ili genelinde de yaşanmıştır. 1525 yılından 1527 yılına kadar 3 mahsul yılında çekirge felaketi yaşanmıştır. 21 eylül 1577 (h. 8 recep 985) tarihinde ise bu yörede çok şiddetli bir deprem olmuştur. 1596’dan 1610’a kadar olan dönemde, Anadolu’daki Celali İsyanları sonucu doğudan batıya doğru göç eden yörüklerin bir kısmı Balıkesir yöresine gelmiştir. 1816 yılına gelindiğinde Karesi Sancağı, Anadolu Eyaleti’nden ayrılarak kurulan Hüdavendigar  ve Kocaeli Eyaleti’ne bağlanmıştır. Ardından 1841 yılında, bu eyaletin yenilenmesiyle kurulan hüdavendigâr Eyaleti’ne bağlanmıştır. Bu arada 1821 yılında Ayvalık Rumları, Yunan İsyanı’na katılmışlardır. Bunun üzerine Balıkesir mutasarrıfı, bölgedeki konar göçer aşiretleri rumların üzerine salmıştır. Bu aşiretler içinde en büyüğü başlarında Davasoğlu isimli biri bulunan Kepsut Çepnileridir. Ardından isyan bastırılmıştır.

1845 yılında Karesi ile Saruhan Sancağı’nın birleşmesiyle yeni bir eyalet kurulsa da bu eyalet 1847 yılında kaldırılmış, Karesi yeniden Hüdavendigâr Eyaleti’ne bağlanmıştır. 1867 yılında Hüdavendigâr, vilayet olmuştur. Karesi, 1881–1888 yılları arasında vilayet olmuştur. 29 ocak 1898 tarihinde Balıkesir ilinde çok şiddetli bir deprem olmuştur. 1909 yılında karesi, bağımsız bir sancak olmuştur.

Kurtuluş Savaşı Dönemi
O yeşil toprağın ey yüzler ağartan karesi,
Şimdi binlerce şehîdin kanayan makberesi.
Sana hasret kalan evlâdın için dünyâda
Varsa kahrolmadan ârâm edecek yer, neresi?
Hani gök kubbenin altında görülmüşmü eşin?
Dağların bağ, hele vâdilerin altın deresi!
Ey benim her taşı bir ma’bed-i iman yurdum,
Seni er-geç bana mutlak verecek ma’budûm!.

Karesi ilini bu dizelerle anlatır Mehmet Akif, 30 haziran 1922 (1338), yeni gün gazetesi.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Yunanlar, 15 mayıs 1919 tarihinde İzmir’i zapt etmişlerdir. Ertesi gün bu haber telgraf ile Balıkesir’e de ulaşmıştır. 17 mayıs günü Balıkesir şehrindeki Alaca Mescit’te toplantı yapılmasına karar verilmiş olup ertesi gün burada Vehbi (Bolak) Bey önderliğinde 41 kişiden oluşan Balıkesir Redd-i İlhak Cemiyeti kurulmuştur. Yunan orduları, 29 mayıs 1919 tarihinde Ayvalık taraflarına küçük bir çıkarma yapmışlardır. 26-31 Temmuz ve 16-22 Eylül 1919 tarihlerinde 2 adet Balıkesir Kongreleri düzenlenmiş ve bölgede Kuvay-i Milliye Birlikleri kurulmuştur. 22 haziran 1920 tarihinde Yunan orduları Soma-Akhisar cephesine karşı taarruza geçmiştir. Bu cephenin dağılmasının ardından Yunan orduları, 30 Haziran 1920 tarihinde hem Balıkesir şehrini hem de Bigadiç’i ele geçirmişlerdir. 6 Eylül 1922 tarihinde Balıkesir tamamen Türklerin eline geçmiştir.

Coğrafya 
Yüzölçümü 14.299 km² olan Balıkesir ilinin toprakları 39,20° – 40,30° kuzey paralelleri ve 26,30° – 28,30° doğu meridyenleri arasında yer alır. Kuzeybatı Anadolu’da bulunan il, doğuda Bursa ve Kütahya illeri, güneyde Manisa ve İzmir illeri ve batıda Çanakkale ili ile komşudur. İlin kuzey yöndeki en uç noktası güneydekine 175 kilometre, doğu yöndeki en uç noktası bastısındakine 210 kilometre uzaklıktadır.

İlin topraklarının büyük bir kısmı Marmara Bölgesi’nde, geri kalan kısmı da Ege bölgesindedir. Hem Marmara hem de Ege Denizi’ne kıyı bulunmakta olup Türkiye genelinde iki deniz ile komşu olan 6 ilden biridir. 290,5 km’lik kıyı bandının 115,5 km’si Ege Denizinde, 175 km’si ise de Marmara Denizi’ndedir.

İlin Ege Denizi’nde Ayvalık Adaları olarak bilinen 22 adası, Marmara Denizi’nde de Marmara Adaları olarak bilinen adaları vardır. Ovaların başlıcaları ise Gönen ovası, Manyas ovası, Balıkesir ovası ve körfez ovalarıdır. Önemli gölleri Manyas ve Tabak Gölü’dür. Önemli akarsuları Susurluk çayı, Gönen çayı, Koca çay, Havran çayı, Simav çayı, Atnos çayı, Üzümcü çayı ve Kille deresidir. İlin düzlük yerleri olduğu kadar dağlık kısımları da vardır. İlin en yüksek noktası 2089 metre ile Dursunbey ilçesinde bulunan Akdağ tepesidir. Karadağ, Edincik dağı, Kapıdağ, Sularya dağı, Keltepe, Çataldağı, Alaçam dağları, Madra dağları, Kaz dağı ve Hodul dağı ilin önemli dağlarıdır.

Ormanlar, ilin topraklarının % 31’ini kaplamaktadır. Bu değerli arazisinin % 45’ine tekabül etmektedir. İlin arazisinin %32’si kültür arazisi, % 8’i çayır ile mera ve %15’i kullanılmayan arazidir. Genel olarak ormanlarda karaçam, kızılçam, kayın, gürgen, meşe, söğüt, ılgın, çınar ve zeytin ağaçları vardır. Kuşcenneti Millî Parkı’nda ve Kazdağı Milli Parkı’nda çeşitli kuş türleri vardır. İlin iki denize kıyısı bulunduğundan balık türlerinde çeşitlilik görülür. Kazdağı gök narı ilde yetişen ve koruma altına alınmış endemik bitkidir.

İklim
Ege kıyılarında, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz iklimi etkilidir. Batıdan doğuya, kuzeyden güneye gidildikçe karasal iklim etkilidir. Bu yüzden iç kesimlerde kışlar soğuk ve kar yağışlı geçmektedir. Marmara kıyılarında ise Karadeniz ikliminin etkisi görülür. Dolayısıyla burası yazları ılıktır.

Ekonomi 
Balıkesir ilinin sahil kesimlerinde zeytincilik, bağcılık ve balıkçılık yapılmaktadır. Buralarda turizm de gelişmiştir. İç kesimlerinde ise tarım, hayvancılık, ormancılık ve madencilik yapılmaktadır. İl, tek merkezli büyüme modeli yerine dengeli büyüme modelini seçerek bu kalkınma planına ilçeleri de dahil etmiştir.
İlin başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ekonomik faaliyetler içinde tarımın payı sanayiye göre az olup %49’dur. Çalışan nüfusun ise % 56,7’si tarım ile uğraşmaktadır. İlin tarım yapılan arazisi 510.456 hektardır. İlde genel olarak yetiştirilen tarım ürünleri; tahıl ürünleri, susam, haşhaş, ayçiçeği, tütün, şeker pancarı, domates ve kavundur. Yetiştirilen diğer önemli ürünler tütün, taze fasulye, börülce, şeftali, elma ve mandalinadır.

Toplam tarım ürünü üretimine bakıldığında il, ülkede 3. Sıradadır. Pamuk üretimi de yapılmakta olup Marmara Bölgesi’nde Bursa ili ile birlikte en çok pamuk üreten ildir. İlin sahil kesiminde zeytincilik yapılmaktadır. Balıkesir ovası, Gönen ovası, Susurluk ovası ve Edremit ovası ilin başlıca üretim yerleridir. Gönen ovasının başlıca ürünü ise pirinçtir.

210.020 hektarlık meralar ve çayırlar ile yüksek kesimlerde küçük ve büyük baş hayvancılık yapılmaktadır. 2007 yılında il, kırmızı et üretiminde birinci olmuştur. İl, ülkedeki tavuk işletmelerinin % 9’u barındırarak ülkede 3. Konumdadır. Merkez, Havran, İvrindi, Susurluk, Manyas ve Savaştepe ilçelerinde peynir ve yoğurt mandıraları yaygındır.

Sanayi 
İlde yapılan sanayi işlerinin payı % 51’dir. Sanayinin oranı tarımdan yüksek olsa da diğer illerde bu rakam çok daha yukarılardadır. İl sınırları içerisinde sanayi siciline kayıtlı 4 tane organize sanayi bölgesi vardır. İlin başlıca geçim kaynağı tarım olduğu için de tarıma dayalı endüstri gelişmiştir. İlin iç kesimlerinde tarıma dayalı sanayi egemendir. Ayrıca buralarda şeker, un, yem, döküm, tarım alet ve makinaları, transformatör, floresan-aydınlatma, pamuklu dokuma, kâğıt, mobilya, sentetik dokuma ve elektrik teçhizatları üretimi de yapılmaktadır. Körfez yöresinde konserve, sabun, bitki çayı ve zeytinyağı üretimi yaygındır. Bandırma taraflarında; kimyasal madde, şarap ve gübre sanayi gelişmiş, Dursunbey taraflarında ise kereste sanayi gelişmiştir. İlde kolonyacılık sektörü de gelişmiş durumdadır. İmalat sanayi ise toplam gsyih’nın %17’sini oluşturmaktadır. Sındırgı ve Bigadiç’te ise çok miktarda halı tezgahı vardır.

Madencilik 
İl bor mineralleri bakımından oldukça zengindir. Türkiye’de bulunan dünya’daki bor rezervlerinin %60’ına tekabül eden bor madenlerinin bir kısmı Bigadiç ilçesindedir. Marmara Adası’nda mermer ocakları vardır. Balya’da kurşun, Edremit’te demir rezervi, Dursunbey’de ise ametist yatakları vardır.

Turizm
Balıkesir ili, denize sahip olduğu için deniz turizmi gelişmiştir. Marmara’da veya Ege’de kıyıya sahip ilçeler ile adalar, başlıca turizm merkezleridir. Buralarda çeşitli plajlar ve oteller mevcuttur. İl, 1970’li yıllarda Türkiye’nin gelişme bakımından en önde giden turizm bölgesi haline gelmiştir. Balıkesir’in turizm beldeleri, genelde iç turizm talebini karşılar. İl kış turizminden mahrum olsa da kaplıca turizmi yapılmaktadır. Gönen, Edremit, Manyas, Susurluk, Bigadiç, Sındırgı ilçelerinde ve merkez’e bağlı Pamukçu Beldesi’nde kaplıcalar bulunmaktadır. Bu kaplıcalar sayesinde ildeki turizm süresi uzamaktadır. İlde turizme katkısı olan cami, kilise, harabe gibi çeşitli tarihi eserler mevcuttur. Kazdağı çevresinde oksijen yoğunluğu fazladır. İlde birçok etkinlik düzenlenmektedir. Dağlık yerlerde dağ sporları yapılmaktadır. Yine kıyı yöresinde yelkencilik yapılmaktadır. Ayvalık’ta, Edremit’deki Kazdağları ile Şahin Deresi Mevkii’nde ve merkez’deki Çengeloğlu Mevkii’nde avcılık yapılmaktadır. Avcılığa dair ilde kulüpler de bulunmaktadır.

İlde toplam 178 tane sit alanı vardır. Adramytteion, Antandros ve Kizikos gibi arkeolojik sitler, turizm açısından önemlidir. İl sınırları içinde 10 tane müze vardır. Bu müzelerden 2 tanesi Balıkesir Müzesi Müdürlüğü’ne bağlıdır. Yine ilde Balıkesir ulusal fotoğraf müzesi adlı fotoğraf müzesi bulunmaktadır. Merkezdeki devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde bulunan Kent Arşivi’nde il ile ilgili birçok kaynağa ulaşılabilir.

Balıkesir İli Kültürü için BURAYA TIKLAYINIZ.

Balıkesir İli Turizmi için BURAYA TIKLAYINIZ.

Balıkesir Folklörü için BURAYA TIKLAYINIZ.

 

Hakkında mabalder manisa

Diğer Gelişmeler

Balıkesir Saat Kulesi

Balıkesir Saat Kulesi, 1829 yılında Giritli Mehmet Paşa tarafından İstanbul Galata Kulesi’nin benzeri olarak silindir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir